Temiz Ayaklar
Epeydir söylemiyor ama kızımın okulda öğrendiği bir çocuk şarkısı vardı.
Şöyle başlıyordu; "Ellerim tombik tombik / Kirlenirse ne komik / Kirli eller sevilmez / Güzelliği görülmez..." ila ahir devam ediyordu böyle. Tabii ihtimal ki, şarkının güftecisi, çocuk pedagojisi kaygılarından dolayı kirliliği komiklik olarak niteliyordu. Hoş, deterjan reklamında bile 'kirlenmek güzeldir' şeklinde motto yapan bir ülkenin vatandaşlarıyız ama şarkı, ellerden başlayıp, dişlere, yüze, kulaklara, hasılı neredeyse tüm uzuvlara gönderme yapıyordu. Eğer bir temizlik kaygınız, saf ve masumluk derdiniz varsa, tüm bedeniniz tertemiz olup, sadece bir uzvunuz bile kirli kalmışsa rahatsız olursunuz. Hatta, istisnasız tüm beden tertemiz olsa bile, ruh temizliği peşinde koşarsınız...
Malum, ülkemiz yaklaşık 10 yıldan beri, tüm karşı çıkışlara, bütün Ali Cengizlere, direnmelere, kontra oyunlara rağmen ciddi bir bağırsaklarını boşaltma, müzahrefattan kurtulma süreci yaşıyor. Kirli, çarpık, pis olan birçok şeyimiz temizleniyor, değişiyor.
Yargıdan güvenliğe, eğitimden sağlığa birçok alanda yaşanan değişim için, elbette 'kusursuz' demek mümkün değil. Elbette eleştirilecek birçok yön ve unsur vardır yaşanan bu değişimde.
Geçenlerde bir akademisyen dostumuz ile sohbet ederken, mevcut YÖK'ü konuşuyorduk. Şöyle bir şey dedi: "YÖK o kadar saçma icraatlar yapıyor ki, akıl almıyor. Ancak önceki YÖK, o kadar daha berbattı ki, kimse yüksek sesle -pek- itiraz etmiyor..." Şüphesiz bu mantık da eleştirilebilir lakin haklılık payı da yok, denemez.
Demek istediğim şu; eğer bir temizlik eylemine başlamışsanız bunu sadece bir uzvunuzu yaparak geçiştiremezsiniz. Tüm alanlarda sifonu çekmek durumundasınız. Yoksa kendi kendimizi kandırmış oluruz.
Milli futbol takımımız Avrupa Şampiyonası finallerine gidemedi. Geçmişte olduğu gibi, kabahati yabancı teknik direktörde bulup kapının önüne koyduk. Başka da bir özeleştiri, kendi kendimizi sigaya çekme faaliyetinde bulunmadık.
Oysa, herkes çok iyi biliyor ki, bu ülkenin profesyonel futbol sistemi kirli... Takım, lig filan ayırt etmeden söylüyorum bunu. En son Şike Operasyonu ile bu durumun değişeceğini düşünürken, atılan adımlar, yapılan hamleler gösteriyor ki, sanki birileri bu kiri halının altına süpürecek. Birkaç kurban seçilecek ve onlar feda edilip yola aynen devam edilecek.
Milli Takımımızın finallere gidememesi çarpık ve kirli yapımızın bir neticesi. Nedense kimse bunu konuşmaya pek yanaşmıyor. Dekoder satışı tüm bu kirlilikten çok daha fazla önemseniyor sanki.
2006 yılında İtalya'da benzeri bir temizlik operasyonu yapıldı. Tıpkı bizdeki gibi, büyük bir tesadüf eseri İtalyan polisi, futboldaki mafya ilişkilerini, bağlantılarını araştırırken, telefon dinlemelerinde, hakem ayarlamalarına, futbolcu kafalamalarına, teşvik ve şikeye şahit oldu. Daha sonra bu olayın üzerine gidilerek Temiz Ayaklar Operasyonu adı verilen operasyonlar düzenlendi ve büyük skandal ortaya çıkarıldı.
Başta o yılın lig şampiyonu Juventus olmak üzere AC Milan, Fiorentina ve Lazio SS'i de içeren bir şike organizasyonu olduğu açıklandı. Neticede, aradan çok geçmeden, Temmuz 2006'da, ilk karar açıklandı. Juventus, Fiorentina ve Lazio bir alt küme olan Serie B'ye düşürüldü. Birçok takımın puanı silindi, bireysel cezalar verildi.
Kulüplerin kararı bozmak üzere bir üst mahkemeye başvurması üzerine, Temyiz Mahkemesi 25 Temmuz 2006 günü son kararını verdi. Bazı cezalar düşürüldüyse de, genel olarak ciddi yaptırımlar uygulandı.
Ülkemizde Şike Operasyonu ile ilgili iddianamenin ne zaman açıklanacağı belli değil. İçinde nelerin olacağını da kimse tam olarak bilemiyor. Dahası, henüz iddianame açıklanmadan karşı ataklar yapılıyor ve böylesi bir davada suçlu bulunulması durumunda, cezaların komik denebilecek düzeye düşürülmesi yönünde kanunlar filan hazırlanıyor.
Daha önce de söylemiştim; bu anlamda temiz takımın olmadığını düşünüyorum. Zira şike ve teşvik bir tür standart uygulama olarak algılanıyordu bu ülkede. Yargı bu işin içinden nasıl çıkar, onu da bilemiyorum ama bildiğim şu; eğer bu iş zamana yayılıp, içeriği sulandırılırsa biz daha çok teknik direktör yollayıp, uluslararası turnuvalara turist olarak katılırız.