Akiş Haber Ajansı
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı

Son Dakika:

Ruşen Çakır ne yapmaya çalışıyor? (08:48 / Gündem Haberleri)    İlk milli savaş uçağının havalanacağı tarih! (00:30 / Teknoloji Haberleri)    Erdoğandan gündeme dair önemli açıklamalar (00:28 / Politika Haberleri)    Hatayda 3 subayın şehit olduğu olayda şok rapor (00:04 / Gündem Haberleri)    PKK yine imam katletti! (23:56 / Gündem Haberleri)    Bunu da cemaat yaptı! (23:54 / Gündem Haberleri)    Okula devamsızlıklar inceleme altına alındı (23:48 / Eğitim Haberleri)    Ne kadar prim o kadar maaş! (23:40 / Ekonomi Haberleri)    Öğrenci yurduna el bombası atıldı (23:38 / Gündem Haberleri)    Askerlik Kanununda değişiklik kabul edildi (23:35 / Gündem Haberleri)    Darbe izi aranacak (23:32 / Gündem Haberleri)      Künye  

HABER ARA


Gelişmiş Arama

İşte o an!

Ahmet Turan ALKAN
Okunma  Yazar : Ahmet Turan ALKAN
Yorumlar  Yorum Sayısı : 0
Okunma  Okunma : 37
Tarih  Tarih : 21 Şubat 2012, 00:38
Yazının boyutunu düzenle : 12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

İşte o an!

Bir kısım basındaki editör arkadaşlarımız, "İşte o an!" başlığı atmayı çok seviyorlar; başlığın altında ise insanların hangi hissine hitap etmekte olduğunu bir türlü kestiremediğim "beslenme" fotoğrafları yer alıyor: Haysiyet düşkünü timsah, ceylanı arka bacağından dişlerinin arasına kıstırmış; hayvancağız çırpınıyor; belli ki az sonra çatır çutur yiyecek!

Sinsi ve şerefsiz yılan bîhaber serçeye arkadan yaklaşmış usulca, tam yemek üzere veya boğanın, boynuzu bilumum "Toro" nesli nâmına matadordan rövanşı alırcasına arkadaşın baldırına daldırıverdiği sâlise: işte o an!

Hayvan belgesellerinin, bir türlü mânâsına eremediğim müthiş bir hayran kitlesi var. Yurdum insanları işi gücü bırakıp saatlerce çakal, kuş, balık, ayı belgeseli seyrediyorlar; en çok da köpek balığı, kaplan ve maymun. Tek satır Rousseau okumadan alayımız birden Rusocu mu olduk nedir? Mâlum, üstad mutluluğun ancak tabii olanda bulunabileceğini ileri sürmüş, bilim ve sanatların gelişmesini insanlığın yozlaşmasına hamletmişti; kezâ insanın fıtraten iyi olduğunu, ona kötülüğü "kurumlar"ın öğrettiğini de savunmuştu. Anarşist miydi neydi üstâd? Lâf açılmışken kaydedeyim bâri; Rousseau Türkiye'de çok anlaşılmış fakat fena halde yanlış anlaşılmış bir filozof olup tafsili uzundur, geçiyorum.

Sadece hayvan belgeselleri seyrederek sistematik bir felsefe kurmak mümkündür fakat bunu aramızdan henüz başarabilen çıkmadı; çok çok, "Bak sen şu işe yahu; cık cık cık!" deyip geçiyoruz ki bu kadarcık hislenişten felsefî bir hüküm çıkarmak pek mümkün görünmüyor. İnsan belgesellerine yönelmek daha iyi bir fikir değil midir?

"Sen editör olsan, hangi insan konularından hangi anların fotoğrafından ibret haberleri yapardın?" diye sormuyorsunuz ama ben yine de söyleyim: Meselâ 27 Mayıs günü sabahı İstanbul'dan bir askerî uçağa doldurularak kargo usulü Ankara'ya sevkolunan bir grup İÜ Hukuk Fakültesi hukukçu profesörün ertesi gün, "Bu mübeccel hareketi hükümet darbesi saymak doğru değildir. Hükümet meşruluğunu kaybetmiştir. 27 Mayıs ise bal gibi meşrûdur" raporunu verdikleri ânın fotoğrafının altına "İşte o an!" altyazısı yazılabilirdi. İşte o an; millet hukukunun hapı yuttuğu, bürokratik vesâyetin yavru ceylânı kameralar önünde fırından çıkmış taze ekmek gibi kıtır kıtır yediği an; kezâ, Yassıada'daki "Yüksek Adalet Divanı" (Şaka gibi!) başkanı Salim Başol'un, tutuklu sâbık Başvekil Menderes'e, "N'apayım abi, ben de emir kuluyum" bâbında, "Sizi buraya tıkan kuvvet böyle istiyor" demesi de işte o anlardan biri olup böyle anlamlı sözlerden niçin şarkı bestelenmediğini hep merak ederim.

"Taktın kafayı hoca 27 Mayıs'a, değiştir şu plâğı" diyorsanız başka bir "ân"a geçeyim; yakın tarihimizde o kadar çok "işte o an" var ki, tembellik etmesem albüm tadında, çokça seyredilir ve kolay okunur resimaltlarından mürekkep bir "işte o an"lar fotoromanı bile yazabilirim (Kimse, "Aa ne güzel fikir, ben hemen yapayım bari" diye konuya atlayıp kitap yazmaya filan kalkışmasın, patenti benim!). İşte bir başkası; tarih 13 Eylül 2010. Darbeden tam otuz yıl sonra bir grup sivil toplum kuruluşunun Sultanahmet Adliyesi'ne gelerek 12 Eylül darbesini yapanlar hakkında suç duyurusunda bulunduğu dakika da öyle bir an olup geçtiğimiz ay Ankara 12. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından darbeci takımı hakkında resmen ve alenen dâvâ açılması da bu cümledendir.

Konuyu daha magazinel bir boyuta taşıyarak noktalayalım: CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu'nun bir TV programında sunucuya, "Sabahattin Ali'yi kim öldürttü?" diye sorması ve sunucunun "CHP döneminde" cevabını vermesi üzerine "Evvet!" demesi de müthiş bir andı. Tarihî niteliği vardı, bir ilkti. Bu yoğun adrenalin patlamasından hemen sonra öteki sunucunun "Dersim olayı da o dönemde olmuştu" şeklindeki ara gazı sözlerini "Şimdi bakın değerli arkadaşlar" diye savuşturması da üst üste yaşanan "işte o an"lardan bir başkasıydı.

Böyle bir kitap yazsam, kapağına 12 Eylül sabahı devrin başbakanı Demirel'in, evini saran askerleri fark edince söylediği, "Ne gereği var, benim ayrı bir ordum mu var; benim Türk Silahlı Kuvvetleri'm var" diye konuştuğu ânı koyardım. Kitap peynir-ekmek gibi satardı, ben de Boğaz'da yalı alırdım.

Yazdırılabilir Sayfa Yazdırılabilir Sayfa | Word'e Aktar Word'e Aktar | Tavsiye Et Tavsiye Et | Yorum Yaz Yorum Yaz

Bu Yazarın Önceki Yazıları

Son Haberler

Ruşen Çakır ve hizmet hareketi23 Mayıs 2012

GALERİ

ANKET

Sitemize nasıl ulaştınız?





Tüm Anketler

AKİŞWEB ® 2009 Design for Akiş Ajans © Tüm hakları saklıdır.
Anasayfa | Haber Ara | Foto Galeri | Videolar | Anketler | Sitene Ekle | RSS Kaynağı | Yazar Girişi

Sık Kullanılanlara Ekle | Açılış Sayfam Yap

Google Arama Motoru için Link Yahoo Arama Motoru için Link
www.ajans1.net/topliste
site ekle diziler Zirvedekilerin Rehberi

Haberciliğin yeni adresi: Akiş Ajans Haber Sitesi

Ücretsiz İlan Sitesi: Ajans1.net   Uydu Paylaşım: Uydualemi.net